İletişim Başkanlığı’nın düzenlediği “Sıfır Atık’tan COP31’e: Türkiye’nin İklim Diplomasisi” panelinde konuşma yapan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, iklim değişikliğiyle mücadelede dezenformasyonun engellenmesi ve kamuoyuna iletilen dilin dönüştürülmesi gerektiğini belirtti. Duran, iklim politikalarının yasal metinlerle güvence altına alınmasının yanı sıra etkili iletişim stratejileriyle toplumla buluşturulmasının son derece önemli olduğunu vurguladı.
“FELAKET SENARYOLARI YEŞİL YORGUNLUK YARATIYOR”
İklim krizinin uzmanlar tarafından sürekli felaket senaryoları üzerinden ele alınmasının toplumda kaygı seviyesini artırdığına dikkat çeken Duran, tekrarlanan olumsuz ifadelerin “yeşil yorgunluk” oluşturduğunu ifade etti. Bilimsel bilgilerin 50 saniyelik sosyal medya videoları (reels) aracılığıyla manipüle edilebildiğini dile getiren Duran, medya organlarının umutsuzluğu teşvik eden yayınlar yerine geleceği olumlu bir şekilde şekillendiren yapıcı bir dil benimsemesi gerektiğini belirtti. Duran, “Bana göre toplumsal kırılganlıklar üzerinden siyaset yürütmek bizi geleceğe taşımayacak. Biz İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyonla uzun süredir mücadele ediyoruz.” dedi.

DEZENFORMASYONLA MÜCADELE MERKEZİ SÜRECİ YAKINDAN TAKİP EDİYOR
Toplumsal hassasiyetler üzerinden gerçekleştirilen algı operasyonlarına karşı duyarlı olduklarını aktaran Duran, iklim alanında ortaya çıkan asılsız iddialara karşı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) sürekli olarak çalıştığını bildirdi. Çeşitli kampanyaların dış bağlantılarına dikkat çeken Duran, yasal düzenlemeler ile toplum arasında sağlam bir anlatım köprüsü kurulmadığı takdirde politikaların toplumsal dirençle karşılaşabileceğini ifade etti.
ERKEN YAŞTA EĞİTİM VE ÇOK YÖNLÜ İLETİŞİM MODELİ
İklim krizinin gelecek nesilleri doğrudan ilgilendiren uzun süreli bir süreç olduğunu hatırlatan Burhanettin Duran, Türkiye’nin bu alanda zamana yayılan çok yönlü bir iletişim stratejisi benimsediğini dile getirdi. Çevre bilincinin anaokulu döneminden itibaren kazandırılması gerektiğini belirten Duran; deneyler, saha gezileri ve çocuk kitaplarıyla desteklenen yaşa uygun eğitim modelinin kararlılıkla uygulandığını ifade etti.